Silifke’de bir lezzet… Mavi Yengeç
Geçtiğimiz 2025’in Ocak ayında, Mersin’in Silifke’sine yaptığım 4 saatlik bir gezide, Yoğurdu ve Sıkmasından sonra, Silifke’de son yıllarda ünlenen lezzet, Göksu Nehrinin dalyanında yakalanan Mavi Yengecini tattım.

Yıllar önce, Ankara’dan Silifkeli Ömer Kara ile, İç Anadolu’yu Akdeniz kıyısına bağlayan yollardan biri olan Karaman’dan sonra, 1650 metredeki Sartavul geçidinde yükseklikte, kar topu oynadığımız bir yolculukla, Silifke’ye nostaljik bir gezi yapmış, daha sonra çok istediğimiz halde nostaljik bir gezinin benzerini yapamadık, ama 5 yıl sonra bu kez şehir merkezinde Göksü nehrinin akışını görebildiğimiz bir kafede nostalji yaptık.
Taşucu’na yerleşen Ömer ile, Göksu nehri üzerinde M.S.77 yılında Romalı Vespasyan döneminde yapılma tarihi köprünün bulunduğu parktaki Belediye Çay bahçesinde buluşuyoruz. Silifke adını duyan herkesin aklına yoğurdunun geldiği Silifke şehrinin merkezindeyiz. Mersin Müzesinde çalıştığım 1980’li yıllarda, birkaç kez geldiğim Silifke’yi, Eski Konakları, Göksu Nehri kıyısındaki lokantaları arıyor gözlerim. Küçük sıra sıra dizili lokantalar yerinde yok. 5 yıl önce Taşucu’nda Fırtınalı hava nedeniyle balıkçılarına avlayamadıkları Mavi Yengecin tatma isteğimizi gerçekleştirebileceğimizi söylüyor Ömer. Taşucu’nda tarihi dut ağacının altına, tahta masada liman manzarası eşliğinde tattığım, peynirli Sıkma ve Yoğurdunun lezzetinden sonra, Mavi Yengeç’in tadına bakabilecektim.
Önce, tadilat nedeniyle gezemediğimiz Silifke kalesine çıkıyoruz ama tadilatın bitmemesi nedeniyle yine gezemediğimiz M.Ö 13 yüzyıldan kalma kale girişinden ancak Silifke’nin akşam manzarasıyla yetiniyorum. Akdeniz’e dökülen Göksu Nehrinin ikiye böldüğü Silifke şehri konakları, apartmanları, t kale yamacındaki tek katlı evleriyle eskisi ve yenisiyle şehir karşımızda. Akşam güneşinin değiştirdiği renklerin yarattığı Göksu Nehri ve şehrin muhteşem görüntüsünü fotoğraflıyorum. Fotoğraf çekmeyi bitirince, Ömer’in kale eteklerinde geçen çocukluk anılarına daldığını fark ediyorum. Ben de, Silifke’nin tarihine göz atıyorum.
Tarihte ilk yerleşim yeri Taşucu’nun bugünkü yerinde İyonyalılar tarafından MÖ. VII. Holmi adıyla bir kent kurulmuş. Büyük İskender’in komutanlarından ve Suriye Krallığı’nın kurucusu Büyük İskender’in komutanı Selefkos Nikator ele geçirir ve Holmi’lileri bugünkü Silifke’nin olduğu yere yerleştirerek Seleukia adıyla M.Ö 3 yüzyılda yeni bir kent inşaa eder. Aynı adı taşıyan 9 kentten günümüze ulaşan Silifke olur. Roma İmparator Diocletianus 12 yüzyılda Seleukia’yı, 39 şehirli İsauria Eyaletinin başkenti yapmış.
Bizanslılar döneminde, Aya Tekla Hristiyanlık dünyası için çekim merkezi olun, Silifke Selçuklular ve Karamanoğullarından sonra 1471 yılında Gedik Ahmet Paşa tarafından Osmanlı Osmanlı topraklarına katılmış. Sancak, vilayet merkezi olan Silifke, Kurtuluş Savaşı’ndan sonra 1924-33 yılları arasında İçel il merkezi olsa da, 1933’te İçel iline bağlı bir ilçe olmuş.
Ömer anılarından, bense Kale manzarasından, daldığım fotoğraf çekmekten, tarihe göz atmaktan sıyrılıp, Kaleden şehre doğru hareket ediyoruz. Kaleden inerken, Roma Köprüsü ve karşısındaki Selçuklu Sultanlarından Alaaddin Keykubat döneminde yapılmış Alaattin Camii, Selçuklu hanedanlarından birine ait olduğu rivayet edilen Tevekkül Sultan Türbesi, tek Sütunu bugün ayakta kalmış M.S.5 yy dan kalma Roma Tapınak ve tarihi yapıları önünden geçerek adeta bir şehir turu yapıyoruz.
Eski kent merkezinde, Mavi yengeç levhalı bir lokantanın önünde arabadan iniyoruz. Daha çok kalamar yiyen biri olarak, çok nadir yediğim deniz ürünü yengeç yiyecektim. Lokantada önce pişmeden önce yengecin fotoğrafını çekmek için izin istiyorum. Balık ağının tavanından sarktığı bir köşedeki masayı kendime seçiyorum.
Mavi Yengeç piştikten sonra maviliğini kaybetmiş, pembe olarak tabakta kırmızı biber ve limon sosuyla beraber önüme geliyor. Ömer’ yanında bira içilir burada’ deyince bira da söylüyorum. Yengecin kollarında çok az et var ama gövdesinde daha fazla çıkıyor. Sosa batırarak yeniliyormuş. Damakta tatlımsı bir lezzet bırakan Yengecin eti, sosa batırınca farklı lezzet veriyor. Ömer,’ Son yıllarda, Mavi Yengecin, Afrodizyak etkisi yaptığının söylendiğini, bu nedenle Silifke’ye gelen tatilcilerin aradığı bir lezzet oldu, lokanta sayısı da arttı ‘diyor.
Zengin tarihi, Toroslardaki yaylaları yaz aylarında adım atılamayacak kalabalıklaşan sahilleri, ama gizli kalmış ıssız koyları ile her türden tatilciyi dinlendiren Silifke, tatilcileri mutfağının zengin lezzetlerini keşfetmek için şehir merkezine çekmeye başlamış gibi…
Önemli haberleri kaçırma!
E-posta bültenine abone ol: