Online okumak için tıklayınız...

Türkiye'yi dünyaya bu fotoğraflar "MI" tanıtacak

2014-02-07 13:14:15
“Los Angeles'ta yaşayan ve yıllardır pek çok ünlü Hollywood filminin görselini hazırlayan reklamcı Emrah Yücel'in önderliğindeki, çoğunluğu yurtdışında yaşayan reklamcılardan oluşan bir ekip 'Türkiye'nin markalaşması ve dünyadaki algılanışıyla ilgili bir kampanya hazırlamaya başladı.

Bu kampanyanın hedefi, Cumhuriyet'in 100. yılını kutlayacağımız 2023'te Türkiye'yi dünyanın en çok turist çeken 5 ülkesinden biri haline getirmek.” Bu kadarını, pek çok yerde çıkan haberlerden biliyorsunuz.

Herkesi davet ettiğimiz, dünyaya sunduğumuz Türkiye bu mu?

Peki sevdiniz mi?

Türkiye’yi dünyaya tanıtacak fotoğrafları beğendiniz mi?

Dünyaya sunduğumuz, herkesi davet ettiğimiz Türkiye bu mu?

Bence değil…  Neden değil? Çünkü:

Baştan başlayalım: Türkiye’nin tanıtım yüzünün bir yabancı olması, kabul edilemez ilk hata. Çünkü, kampanyada bizi biz yapan değerleri öne çıkarıp, bunları lanse etmesi için bir yabancıyı görevlendiremezsiniz. Popülerliğinden yararlanmak istediğiniz 53 yaşındaki Julianne Moore gerçekte ne kadar popüler? Acaba kaç kere Türkiye’ye geldi, Türk kültürünü ne kadar tanıyor? Ne olacak, eline simit ve çay mı vereceksiniz, biraz eğreti durmayacak mı? Yok mu bizi yurtdışında tanıtacak, yerel değerlerimizi evrenselliğe taşıyacak ve tanıtacak bir Türk figür… Biz dünyada gerçekten iz bırakan hiçbir değer yetiştiremedik mi yani? Sayın yetkililer bulamamışlar. Oysa, saysak sayfalar almaz.

Ama hep aynı kafa, hep aynı kolaycılık…

Birilerinin popülerliğinden! faydalanma kopyacılığı. İllaki yabancı bir tanıtım yüzü aranacaksa, tercih o yöndeyse, her yıl tatilinin bir bölümünü Bodrum’da ya da Türkiye’de geçiren pek çok yabancı ünlüden biri tercih edilebilirdi… Leonardo Di Caprio, Brad Pitt ve Angelina Jolie, Jude Law, Bruce Willis, Türkiye ile ilgili unutamadığı anıları bulunan ve bunları sık sık dile getiren Michael Douglas olabilirdi. Örnekler çoğaltılabilir. Ama olmaz değil mi, ya reddederler ya da çok para isterler. İkna etmek için de, zeka ve enerji gerek. E, buna da ne gerek!!! Orta yol her zaman bulunur, bu yıl da bulmuşlar işte. İdare edip gideceğiz. Peki, edecek miyiz?

Bu fotoğraf Ayasofya Müzesi'ne yakışıyor mu? Amatör bir fotoğrafçının eline denklanşörü verseniz, daha iyi iş çıkartır...

Bizi hedeflediğimiz ilk üçe, hadi tamam öncelikle ilk beşe taşıyacak “Yüz” ve fotoğraflar bunlar mı? Asla değil. Evet, olayın bir de fotoğraf yönü var tabii. Konuyla ilgili herkes görmüştür herhalde bizi dünyaya tanıtacak, marka yapacak! fotoğrafları. Çok mu beğendiniz, kimseden bir ses soluk çıkmadı!

Olmaz, bunlarla, bu fotoğraflarla olmaz. Biz beğenmiyorsak, yabancılardan beğenmelerini nasıl bekleriz? Öncelikle estetik açıdan son derece başarısız fotoğraflar bunlar. Allah aşkına Türkiye gibi cennet bir ülkede insan nasıl bu kadar başarısız kareler yakalar?  Ya bu ülkede yalnızca tarihi eserler mi var öne çıkarılacak.

Bakmakla görmek arasındaki fark burada ortaya çıkıyor işte. Bir ton para döktüğünüz yabancı fotoğrafçıların eserlerini gördük, bu kadarmış. Yalnızca bakmakla olmuyor, tanımak, hissetmek ve anlamak lazım öncelikle. İşte o zaman doğru açıyı yakalarsınız. Bunu da yabancı bir göz ne kadar başarabilir, ya da başaramaz gördük işte.  Bizi yansıtacak, bizden, tanıdık bir göze ihtiyaç vardı. Üzgünüm, olmamış.

Sonuçta olay, bakış açısıyla alakalı. Tanıtım konusunda bir türlü doğru rotayı tutturamayan bakanlığa olayı parayla çözülebilecek kadar basit algılamamasını tavsiye ediyorum…

Yorumlar

comments powered by Disqus

Benzer Haberler