Online okumak için tıklayınız...

Biz neden yokuz?

2017-05-12 18:09:02
Türk turizminin ayakta kalma mücadelesi verdiği bu günlerde, bir yabancı gazete küpüründe dikkat çeken bir paylaşımı sizinle paylaşmak istiyorum.

Doç. Dr. Volkan Altıntaş

Four Seasons grubuna ait “Culinary Discoveries” formatında geliştirilen, özel jette yerinizi alacağınız ve 19 günde 9 farklı destinasyonda farklı lezzetleri tadabileceğiniz bir programdan bahsetmek istiyorum. Seul, Tokyo, Hong Kong, Chiang Mai, Mumbai, Floransa, Lizbon, Kopenhag ve Paris’ten oluşan bu destinasyonlarda yer almak isteyenlerin ödeyeceği ücret 135.000 Dolar.

Business Class uçuşu, Top Class bir konaklama, farklı 9 ülkedeki yeme-içme keşfi ve tecrübesi yanında destinasyonlardaki diğer turistik çekicilikleri keşfedebilme fırsatının yaratılması çok yaratıcı bir fikir. Bu fikrin bir konaklama ayağından başlayıp ulaştırma ve farklı bir turistik ürünle birleştirilmesi ise, son derece etkileyici.

İlgili grubun diğer projelerine baktığımda ise, daha da farklı başlıklar yer almakta. Örneğin “International Intrigue” başlığı altında eylül ayında yapılacak olan ve her şehrin farklı özellikleriyle camiden tapınaklara, pazar yerinden yer altı caddelerine kadar özellikleriyle ön plana çıkan bu programda ise; Seattle, Kyoto, Budapeşte, Pekin, Maldivler, St.Petersburg, Marakeş ve Boston yer almakta. Ödeyeceğiniz tutar 23 gün için 135.000 Dolar. Şimdiden satılmış (sold out).

Bir başka program ise, “Timeless Encounters” adında. Farklı destinasyonlarla yine 135.000 Dolar karşılığında 2018 için organize edilmiş özel jet, konaklama ve yeni keşif garantili bir proje. Hawai, Bora Bora Adaları, Sidney, Bali, Chiang Rai, Taj Mahal, Dubai, Prag ve Londra yer almakta. Keşfedilmeyi bekleyenler ise, bu destinasyonların her birinde yer alan her türlü turistik ürün şeklinde ifade edilmekte.

Şimdi bu projelerin yaratıcısı olarak ön plana çıkan bir uluslararası zincirin ortaya koyduğu bu bakış açısında Türkiye’nin olmaması, bana göre önemli bir kayıp. Lüks turizm segmentinde son yıllarda ortaya konan Alaçatı ve Bodrum modelinde  lüks segmentin daha çok gece hayatı, otelcilik ve kısmen de yeme-içme kavramlarıyla kendine yer aradığını düşünürsek, bu ve buna benzer projelerde Türkiye’nin kendine yer bulması ve lüks segmentin sadece otel inşaatı olmadığının birileri tarafından anlatılması gerektiği kanaatindeyim. 

Gastronomi kavramının turizmde artık daha çok ve ısrarla kullanılması olumlu ve yeni bir trend olarak dünya turizmi ile paralellik gösterirken, gastronomi turizminde planlamaların, yeme-içme festivallerinin ötesinde büyük organizasyonlarda boy göstermek gerekliliği de gözden kaçırılmaması gereken bir noktadır.

Yukarıdaki verilen üç örneğe de ait onlarca turistik ürün ve fırsatı yakalamış ve özünde taşıyan bir ülkenin artık ucuz turist, doldur-boşalt, yaz-kış kavramlarından öte dünyadaki lüks turizm segmentinde bütünsel bir pazarlama bakış açısıyla her türlü turistik ürününü pazarlayabilir ve kabul görmüş olması bizden beklenendir. 

Ülke turizmimiz elimizdeki bunca yatırımın daha etkin ve ekonomik kullanılmasında akılcı pazarlama yöntemleriyle sonuç getirecek ciddi projelerde yer alınmalıdır.  Daha yaratıcı ve öncü fikirleri hayata geçirebilmek Türk turizmini bulunduğu bu noktadan öteye taşıyabilecek tek gerçektir.

Tüm bu proje başlıklarını görünce “biz de neden yokuz” sorusunun cevabı ise, hepimizde..

Yaratıcı günlere..

 

Yorumlar

comments powered by Disqus

Benzer Haberler