Online okumak için tıklayınız...

AB Üyelik Sürecinden Şangay 5’lisine: Turizme Olası Etkileri

2016-11-29 17:22:37
Son zamanların en önemli konularından biri olan AB Parlamentosunun büyük oy çoğunluğuyla Türkiye ile müzakerelerin durdurulmasını AB Konsey’ine tavsiye etmesi ve Şangay Paktına olası üyelik Türkiye’nin dış politikasını 180 derece değiştiren bir manevra gibi görünüyor.

Zafer Türkmendağ

Peki, gün geçtikçe kutuplaşan dünyada ABD-AB çizgisinden uzaklaşıp BRICS ve G20’de stratejik konumları olan RUSYA-ÇİN işbirliğine yönelmenin turizm açısından etkileri neler olacaktır? Dış politikadaki sürekli değişikliklerin ve siyasi istikrarsızlığın uzun vadeli planları zorlaştırması turizmi de olumsuz yönde etkiliyor. Avrupa Birliği’nin üyelik oyalamaları ve Türkiye-AB arasındaki Geri Kabul Anlaşması ile milyonlarca mültecinin Türkiye’de kalması Türk turizmine kalıcı zararlar veriyor.

Bunun yanı sıra Avrupa’da Türkiye karşıtı büyük bir kitle mevcut fakat bu kitlenin varlığı daha çok siyasilerin oy uğruna bu kesime destek vermesi ile oluşuyor.  Ucuz tatil için Türkiye’yi seçen Avrupalılar giderek artan küresel kutuplaşma ve yükselen küresel terörizm dolayısıyla bundan da vazgeçtiler. Turizmde imajın önemi söz konusu olduğunda Avrupalıların vizyonsuzluğu ile ABD’nin Ortadoğu’daki sömürücü, insanı ve bölgeyi tahrip edici politikaları Türkiye’nin günümüz turizm arzını oluşturuyor. Türkiye, AB değerleri yerine Orta Doğu değerlerini benimsiyor ve Atatürk’ün gösterdiği batı medeniyetler seviyesi yanlış anlaşılmış batıya bağımlılık haline gelmiş durumda.

Şangay İşbirliği Örgütü’ne olası üyelik sonrası turist profilinin büyük oranda Rusya, Çin ve Arabistan’a kayması bekleniyor. Hali hazırda Arap pazarında böyle bir yükseliş var iken bu gruba üyelik bunu tamamlayacaktır. Gittikçe büyüyen Arabistan ve İran pazarının yanında uzak doğunun da portföye eklenmesi ile çeşitlendirme artabilir dolayısıyla büyüme stratejisi geliştirilebilir. Çin’in dünyanın en büyük ekonomilerinden birisi olması ve uluslararası turizm harcamalarında %23 gibi açık ara bir fark ile en çok turizm harcaması yapan ülke olması dikkat çekici. Fakat burada önemli bir nokta Türkiye için turizm politikalarında AB’den uzaklaşılmaması ve doğu ülkelerinin batıya alternatif gösterilmemesi gerekir. Türkiye’nin Avrasya geçiş güzergahı olma avantajı uzun vadeli ve stratejik olarak değerlendirilmelidir. AB olmazsa Uzakdoğu, Uzakdoğu olmazsa AB politikalarından ziyade tümünü içine alan daha küresel bir strateji geliştirerek her tarafa dengeli ve iyi ilişkiler kurmak Türkiye’nin yararına olacaktır. Şangay Paktı ile kaybedilen Rusya pazarı geri kazanılabilir ve yükselen Çin ekonomisinin meyvelerinden faydalanma şansı elde edilebilir.

Nitekim Avrupalı tur operatörleri 2017’de Türkiye için fiyatları düşürürken İspanya için arttırdılar. Batılı veya diğer büyük tur operatörlerine bağlı kalmanın acı sonunu hep birlikte yaşıyoruz. Düşük fiyatlarla kendimize bağladığımız ve bağımlı olduğumuz tur operatörleri bugün siyasi bir kararla turist göndermeme kararı alabiliyor veya yönlendirme yapabiliyorlar.

Rusya Kültür Bakanlığı’na bağlı Federal Turizm Ajansı Şangay İşbirliği Örgütü’nü “siyasal meselelerde, ekonomide ve ticarette, bilimsel-teknik, kültürel ve eğitsel alanlarda olduğu kadar enerji, ulaşım, turizm ve çevre korumasında da işbirliğini teşvik eden; bölgesel barış, güvenlik ve istikrarın korunması; ve demokratik, adil bir uluslararası siyasi ve ekonomik düzeni oluşturan” olarak tanımlamıştır. Ayrıca merkezi Taşkent'te bulunan Bölgesel Terörle Mücadele Yapısı (RATS), Şangay Paktı üye ülkelerinin terörizm, bölücülük ve aşırılık yanlısı kötülüklere karşı işbirliğini teşvik etmeye yönelik kalıcı bir organıdır. Bu gibi yapılanmalar turizmi besleyen güveni vaat ediyor.

Sonuç olarak üniversiter bir ortamda turizm eğitimi almış sektörel temsilcilerin, akademisyenlerin ve bakanlık çalışanlarının ortak stratejik planlamaları ile Türkiye’de turizm küresel trendlere hızla ayak uydurabilir. Dalgalı dış politika ve bölgesel ekonomi politikası değişiklikleri anında görülmeli ve turizm de bu değişime entegre edilmelidir. Dolayısıyla en temelde turizm akademisi ve sektör çalışanlarının da ortak gayesi turizm bilimi ve felsefesini benimsemiş ve turizm eğitimi almış kişilerden oluşması gerekiyor. Bunun yanında sektör liderlerinin de gelişen trendlere ve pazarlara hızlı bir şekilde karşılık verebilmesi gerekli. Bu konuda tüm paydaşlara ve özellikle devletimize büyük görevler düşüyor. Oluşturulan yeni dış politikalarda gelişmiş ülkelerde olduğu gibi turizm hareketleri ve ekonomik, çevresel ve toplumsal etkileri göz önüne alınması sürdürülebilir gelişim için önem arz ediyor.

 

Yorumlar

comments powered by Disqus

Benzer Haberler